Garip Dede Dergahı Olağan Genel Kurulu

Garip Dede Dergahı Olağan Genel Kurulu


Sayın Divan, değerli canlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Olağan Genel Kurulumuzun Alevi toplumuna ve tüm insanlığa önemli açılımlar getirmesi dileğiyle konuşmama başlıyorum.

Dünya ve Ülkemiz; açlık, yoksulluk ve salgın ölümleri ile karşı karşıyadır ve birçok ülkenin de emperyalizm kuşatması altında olduğu bu dönmede sizlerle bir araya gelerek Olağan Genel Kurulumuzu yapmaktayız.

 halklarının özgülüğü    birilerinin kontrolünde, zayıflar eziliyor, ezilenler de her fırsat bulduğunda  karşı hamleler yapıyor

İnsanlar; yabancılara, kurumlara ve sisteme güvenmiyor, işyerlerinde, hastanelerde, adliyelerde, çarşıda –pazarda ve  okullarda, kısacası hayatın her alnında güven duyguları zayıflamıştır.

Bunun asıl nede ise bireylerin demokrasiye, hukuk devletine, parlamentoya, sosyal adalete, eğitim sistemine olan güvenlerinin sarsılmış olmasındandır. 

Özellikle Son yıllarda iktidar;  güçlü, kapsayıcı ve özellikle hak temelli bir güven halkası oluşturamamış, sadece oy karşılığında düzensiz, vasat, bilgisiz bir toplum yaratma sevdasına düşmüştür,

 Ve İktidar;  gösteriş amaçlı, günü kurtarmaya yönelik kendi kitlesine sosyal yardım tercihlerinde bulunmuş adaletsiz bir çizgide halkları bir birine düşman etmiştir.

Tüzel kişilik olarak bildiğimiz devlet ise bir takım grupların, cemaatlerin, mafyanın kontrolüne girmiştir

Ülkemizde; sürekli bir gerilim, bir çatışma, bir kavga atmosferi yaşanmaktadır, aydın toplum kesimleri siyasi iktidarı ve onun zihniyetini sorguladığında  tehdit edilmekte, aşağılanmakta  ve yok sayılmaktalar işte bu nedenle  güven duygusu her geçen gün daha fazla erozyona uğramakta  hak, hukuk ve adalet arayışı bireysel eylem haline dönüşmektedir.

Bakınız; Mafya ve organize suç örgütlerinin, bürokrasi ve siyasetle ortaklaşarak ekonomik ve siyasal kaynakları kendi çıkarları ve karları için kullandıkları ortadadır,  halk yoksullarmış, halk yok sayılmış, demokrasi, barış ve özgürlük gölge güçlerin inisiyatifine kalmıştır.

Bir yılda 475 kadın katledilmiş, yüzlerce çocuk nitelikli cinsel istismara uğramış, doğal kaynaklarımız peşkeş çekilmiş, yakılmış ve  bir milyondan fazla insan salgından ölmüş ve ölümler devam etmektedir

Toplum üzerindeki baskı,

 Teminat altına alınamayan özgürlükler

yurttaşların sosyal ve ekonomik güvencelerinin olmayışı

 ,ayrışmalar, çatışmalar, çatışmayı şiddetle uzlaştıran mafya korkusu 

Yaşadığımız durumu özetler niteliktedir

Ve inancımız açısından baktığımızda;

  • Uygar sandığımız, kapitalizmin dünyayı kalpsiz, sevgisiz kıldığını acıları çoğalttığını görüyoruz,
  • Aç gözlülüğün emek, sermaye, doğal kaynaklar ve girişim gücünü yok ettiğini görüyoruz
  • Üreticinin, tüketicinin, tasarruf sahibinin, yatırım yapanın, kendi öz çıkarını en üst seviyeye taşıyarak sömürü zihniyetine çanak tutuğunu görüyoruz 

Özellikle Pandemi (COVİD19) salgını döneminde burjuvanın  demokrasi ve insan haklarını kendi çıkarları doğrultusunda tanımladığını, bu tanım ve kuralları kullanarak dünyanın artı değerlerine ve doğal kaynaklarına, zenginliklerine el koyduğunu gördük

Sevgili canlar;

 İçine itildiğimiz “sistem ve zihniyet”; büyümeye ve yok etmeye koşullanmış bir sistemdir, temel hedefi bilgisiz, görgüsüz, ahlaksız bir toplum yaratmaktır.

Bu zihniyet; Soru sorma-yanıt arama bilimi olan “felsefiyi ,mantığı, sanatı”   günah sayarak toplumu kendi sorunları dışına çekerek köleleştirmiştir

Bu zihniyete göre; toplum ne kadar cahilse, aynı oranda mutludur ne kadar ahlaksızsa o kadar kördür, bu durumda daha az talep kârdır ve ne yazık ki daha çok biat kârdır

   Ancak bizler inancımız gereği tüm toplumlara eşit dengede yaklaşıp, inancı, dini, kültürü ve sosyal yaşamı gericilikten arındırarak herkese ayrımsız ışık olacağız, ışık dağıtacağız

Bugün burada Alevi toplumu adına tüm dünyaya seslenmek istiyorum

Tarih bizleri hep haklı kılmıştır ve haklı kılacaktır

Çünkü Bizler;   

Korkusuz; cesur, kararlı ve tutarlıkla  ADALET için “feda ruhu” taşıyan Şah Hüseyni’nin

Rıza şehri diyen ve  egemen sınıflarla uzlaşmayı ret eden  Şeyh Bedrettin’in

Hak ve hukuk  için peyklerini dört bir yana salan korkusuz Baba İshak’ın

Devrimci değerleriyle yaşama cesaret katan Bozuklu celalin

Hınzır paşaya  meydan okuyan Pir sultanın

Toprak sadece halkındır  diyen ,Torlak kemal ve Börklüce Mustafa’nın

Ve bizler Tam bağımsız bir Türkiye için canını feda eden  nice canın haklılığına sahip bir toplumuz ve hep sahip çıkacağız

Sevgili canlar Biz Aleviler için özgür yaşama koşulları geçmişte olduğu gibi bu dönemde de gittikçe ağırlaşacaktır

Gerici, fetihçi zihniyet; demokrasi, insan hakları ve özgürlükler söz konusu olduğunda önce biz Alevilere gözdağı verecektir,

 bunun adına da zaman zaman  operasyon diyecektir.  

OYSA BİZİM; Sünni ya da Şii ya da farklı her hangi bir toplumla sorunumuz hiç olmadı ancak bizler bu ülkeyi yönetenlere karşı hiçbir zaman güven duymadık  

Çünkü Kapılarımız işaretlenmeye devam ediliyor, çünkü çocuklarımız okullarda Sünniliğe zorlanıyor çünkü kamuda Alevilere yer verilmiyor, alevi gençleri iş mülakatlarında eleniyor, işsiz bırakılıyor, alevi kadını iş ortamında Sünni ahlak ilklerine zorlanıyor ,cemevlerimiz ibadethane sayılmıyor  bu yaşananların  toplumun diğer kesimleriyle hiçbir  ilgisi yoktur bunun devleti yönetenlerin Alevilere karşı   pozitif ayrımcılığıyla  ilgisi vardır

 Devleti yönetenler siyasi sistemi ve toplumsal düzeni güvensizlik üzerine kuruyor Alevi toplumunun haklarını vermemek için halkları kışkırtıyor aynı topraklarda yaşayan tüm toplumlar arasında saraylar, kaleler ve  surlar  örüp  özgülüğümüzü siyasi emelleri için  harcıyor  

Bakınız Bugün  kime   sorsak Adalet, Hak ve Hukuk istiyor ancak kendisinin adil olmadığına da zaman zaman  tanık oluyoruz işte bu aslında devlete duyulan güvensizliğin  halktaki reaksiyonudur

Toplumsal şiddet, sevgisizlik, cehalet ve gericilik işte bu güvensizlikle besleniyor

Ancak bizler birbirimize güveneceğiz,

  • Devletin özgürlüklerimize anayasal haklarımıza müdahalesine karşı çıkacağız
  • Toplumsal mühendislik uygulamalarına ret edeceğiz
  • Sahici bir toplum olana kadar haklarımız için mücadele edeceğiz
  • Devletin resmi ideolojik çizgisi olan sünniciliğin sosyal, inançsal ve kültürümüzü yok etmesine izin vermeyeceğiz
  • İnkâr ve imha politikalarına karşı birlikte mücadele edeceğiz 

Ve bizler tasada, kıvançta ortak duyguları paylaşan, sınıfsız,imtiyasız  ve  farklılıklarıyla kaynaşan bir toplum inşa edene kadar  şah Hüseyin’in adalet anlayışıyla mücadele edip  hak yerini bulana kadar mücadele edeceğiz

Saygılarımla