Garip Dede Kimdir
Tarihî kaynaklara dayanan bilgiler çerçevesinde Garip Dede’nin tarihsel bir şahsiyet olduğu düşünülmekle birlikte 16.yy yaşamıştır ve Alevi-Bektaşi inanç sistemine mensup topluluklar arasında menkıbevî bir kimlik ile de anılmaktadır. Bu menkıbevî kimlik, büyük ölçüde sözlü kültür yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılan kerametler, rüyalar ve inanç temelli anlatılar çerçevesinde şekillenmiştir.
Garip Dede, halk arasında yalnızca bir derviş ya da ermiş değil; tevazunun, hakikatin, mazlumdan yana duruşun ve manevî yoldaşlığın timsali olarak kabul edilir. Alevi-Bektaşi toplumu nezdinde, onun yaşamı ve kerametleri, tıpkı Hacı Bektaş Veli için “Velâyetnâme”nin yaptığı gibi, inançsal hafızada yer etmiş; anlatılarla zenginleşmiştir. Nitekim onun Gül Baba’nın müsahibi olduğuna dair rivayetler, Garip Dede’nin Alevi-Bektaşi yolundaki yerini daha da anlamlı kılmaktadır.
Bu yönüyle Garip Dede, tarihsel bağlamının ötesinde, inanç yolunun yaşayan bir sesi olarak kabul edilir. Türbesi İstanbul’da, Küçükçekmece Fatih Mahallesi’nde yer almakta ve her yıl binlerce can tarafından ziyaret edilmektedir. Türbe, sadece bir ziyaret noktası değil; aynı zamanda bir inanç merkezi, bir hakikat durağı ve bir toplumsal dayanışma mekânıdır.
Nasıl ki Abdal Musa, menkıbeler aracılığıyla Hacı Bektaş Veli’yi Orta ve Batı Anadolu’da tanıtarak onu toplumsal hafızada yeniden inşa ettiyse, Garip Dede’ye dair anlatılar da Alevi-Bektaşi toplumu içinde yüzyıllardır inancı yaşatan, direnci büyüten ve yol birliğini pekiştiren bir unsur olmuştur.
Bu bağlamda Garip Dede, tarihsel bir şahsiyet olmanın ötesinde, Alevi-Bektaşi inancının mitolojik ve manevi kodlarının bir temsilcisi, toplumsal bellekte “yaşayan bir ermiş” olarak varlığını sürdürmektedir.